top of page
  • Instagram
  • LinkedIn
Defter ve dolma kalem

Sosyal Pil

Güncelleme tarihi: 13 Nis


Sosyal pil

Gün içinde çokça sosyalleşen bazı bireylerin, günün belirli saatlerinde yalnız kalma ihtiyacı hissetmesi aslında oldukça insani ve nöropsikolojik olarak anlaşılabilir bir durumdur. Çünkü sosyal etkileşimler sırasında beyin; dikkat, empati, karar verme gibi birçok karmaşık işlemi aynı anda yürütür ve bu süreçler zihinsel enerji tüketir. Bu nedenle, günün ilerleyen saatlerinde bireyler zihinsel olarak yorulmuş hissedebilir ve doğal olarak yalnız kalma isteği duyabilirler. Bu durumu ifade ederken çoğu kişi "sosyal pilim bitti" ya da "sosyal bataryam tükendi" gibi metaforlar kullanır. Sosyal pil metaforu, kişinin gün boyu kurduğu sosyal etkileşimlerin zihinsel ve duygusal olarak enerji tükettiğini ve bu enerjinin zamanla yeniden dolması gerektiğini anlatan güçlü bir ifadedir.


Özellikle kalabalık aile yapılarında yaşayan bireyler, yurtlarda kalan öğrenciler ya da iş yaşamında yoğun sosyal temas hâlinde olan kişiler bu tükenmeyi daha sık ve daha yoğun şekilde deneyimleyebilirler. Sosyal çevreyle kurulan bağlar kıymetlidir; ancak bireyin yalnız kalmaya, içsel dünyasına dönmeye ve sadece "var" olmaya da ihtiyacı vardır. Bu ihtiyaç, hem psikolojik dengeyi sürdürmek hem de benlik algısını korumak için oldukça temel bir süreçtir.


Winnicott'un "yalnız kalabilme kapasitesi" kavramı bu durumu anlamlandırmak açısından oldukça kıymetlidir. Winnicott’a göre yalnız kalabilmek, psikolojik olgunluğun bir göstergesidir ve bireyin kendi içsel varoluşuna temas edebilmesiyle yakından ilişkilidir. Sosyal pilin bitmesiyle yalnız kalma arzusu da bu bağlamda, bireyin kendilik deneyimini yeniden düzenleme çabası olarak görülebilir.


Sosyal pilin tükenmesi, herhangi bir psikopatolojinin göstergesi değildir. Aksine, bireyin kendi sınırlarını tanıması, duygusal kapasitesini fark etmesi ve kendini yeniden dengeleme arzusu, ruhsal sağlığın önemli göstergelerindendir.


Bu nedenle, günün sonunda "biraz yalnız kalmak istiyorum" diyen kişiye yalnızca kulak vermek değil, onun bu ihtiyacını yargılamadan, anlayışla karşılamak gerekir. Çünkü bazen bir bireyin en çok ihtiyaç duyduğu şey, sadece sessizce anlaşılmaktır. Bazen sessizlik, zihnin yeniden toparlanabilmesi için en güçlü destek olur. Ve bazen en sağlıklı bağ, önce kendinle kurduğun bağdır.

 
 
bottom of page